eniyi15

Soyadlarımızın Hikayesi.

Bu konuyu araştırdığımda çok farklı yazı tezlerine rastladım. Herkes o kadar farklı anlatmış ki bu durumu artık kimin yazısı dogru açıkçası bilinmesi zor.

Ama farklı kaynakları bir araya toparladığımızda 5000 yıl önce Çin tarafından bulunduğu, aynı soyadları taşıyan kişilerin evlenmelerinin mümkün olmadığı yazıyor.

Soyad adınızın sonuna eklenen bir adın parçası, ailenin soyunu temsil eden bir isim. Ailenin veya soyunuzun kimliğinin bilinirliği için kullanılan farklı isimler..

 

Soyadın kimlere dayanıyor?

Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali  ”Cumhuriyet Tarihi Soyadı Hikayeleri” bu konuyu öyle güzel özetlemiş ki herkesin soyadlarının bir hikayesi var hatta nüfus müdürünün yanlış yazdığı için soyadının anlamını bilmeyen insan sayısı da bir o kadar fazla…

Biri de ben deniz Gökhan Cangi zaman zaman ismimden çok lakabımı soyadım yapanlar mı dersiniz, Soyadımı her duyanın ne anlama geldiğini soranlar mı dersiniz ya da her adımı soyadımı söylediğimde soyadımı anlamadıkları için tek tek C – A – N – G – İ diye kodlamadığım kimse yok ama agzınız alıştımı da ağzınızdan düşmez hee onuda söyliyim.

 

Soyadların Geçmişte Örnek Hikayeri

Neyse konumuza dönelim soyadı kanununun gelmesiyle ”Cumhuriyet Tarihi Soyadı Hikayeleri” kitabında;

  • Bir makinist, ‘biz trenle her yeri görüp geçiyoruz’ soyadımız ‘görgeç’ olsun demiş.

 

  • Ömer adında çok kıskanç bir koca, bir gün karısı saçını tararken aniden eve girmiş. Karısı da eşinin geldiğini görünce saçını örtme ihtiyacı duymamış. Ama adam bu duruma çok sinirlenmiş, ‘Demek başkası aniden gelse senin saçını görecek’ diye karısının başını kesmiş. Sonra bu adam yeniden evlenmiş. Bu yeni evliliğinden doğan oğlu Süleyman’a ‘Kanlı Ömer oğlu’ denmeye başlanmış. Sülayman da bu duruma çok üzülür, bu olayla ilgili hiç konuşmazmış. Böylece bu ailenin soyadı da ‘söylemez’ kalmış.

 

  • Cüzzam hastalığı nedeniyle derisi dökülen burnunu gümüşle kaplatan bir tüccar ‘gümüş’ soyadını almış.

 

  • Soyadı Kanunu çıktığında nüfus memurları köyleri gezerek, insanların soyadlarını belirlermiş. Bir fırına giren memurlar taptaze ekmekleri görünce, fırın sahibine ‘çıtır’ soyadını uygun görmüş.

 

  • Yine bir köye giden memurlara bir evde yemek ikram edilmiş. Evin dedesi ‘Ben tokum, yemeyeceğim’ deyince, memurlar ‘Sizin soyadınız ‘tokkal’ olsun demiş.

 

  • Bir köyde de çok güleç yüzlü bir dedeye rastlayan memurlar, o aileye de ‘şen’ soyadını vermiş.

 

  • Bazı soyadları da memurların yazım hatalarına kurban gitmiş. Mesela ‘Yeşilo’ soyadı, bir memurun yeşilin sonuna noktayı kocaman koymasıyla ortaya çıkmış.

 

  • Bir köyde bir üzüm yetiştiricisi, bağda bir küp bulmuş. İçinde hazine var sanmış. Heyecanla köy meydanına koşup ‘Buldum, buldum!’ diye bağırmış. Küp boş çıkınca da köyün alay konusu olmuş. Bu olaydan hareketle soyadları ‘buldum’ kalmış.

Leave a Comment

Your email address will not be published.

You may also like

Read More